Horasan Ereni Hubyar Derviş
Hubyar Derviş’in yaşamı, yüzyıllar boyunca deyişler, menkıbeler ve kuşaktan kuşağa aktarılan anlatılarla bugüne ulaştı. Peki bu anlatıların ardında nasıl bir tarih yatıyor?
Horasan Erenleri, 13. yüzyılda Moğol istilası nedeniyle Ön Asya’dan Anadolu’ya göç eden; Türk-İslam inancının ve kültürünün yayılmasında, Anadolu’nun Türkleşmesinde önemli rol oynayan mutasavvıflardır. Anadolu’nun manevi mimarları kabul edilen bu erenlerden biri de Hubyar Derviş’tir. Bu kitap, Hubyar Derviş’i ve Hubyar Ocağı’nın geçmişini Osmanlı arşiv belgeleri, ferman ve beratlar, nüfus ve temettuat kayıtları, şecereler, sözlü tarih anlatıları, deyişler ve yer adları üzerinden yeniden değerlendiriyor. Hubyar Derviş’in Horasan Erenleri içindeki yerinden Ali Baba ile ilişkisine, Gürgençukuru’na yerleşmesinden ocağın sonraki yüzyıllarda geçirdiği ayrışmalara kadar pek çok tartışmalı konuya yeni bir okuma getiriyor. Menkıbelerde keramet olarak anlatılan olayların tarihsel karşılıklarını araştırırken inanç hafızasını yok saymıyor; söylence ile belgeyi karşı karşıya getirerek ikisinin birbirini nasıl tamamladığını gösteriyor.
Çalışma, Hubyar Derviş’in ardından Hüseyin Abdal, Hasan Abdal ve Dedeşoğullarının izini sürüyor; Hubyar Tekkesi’nden Dündar Köyü’nün kuruluşuna, ocak ilişkilerinden gündelik yaşama uzanan geniş bir toplumsal hafızayı kayıt altına alıyor. Fotoğraflar, aile anlatıları, deyişler, yerel kelimeler ve unutulmaya yüz tutmuş köy hikâyeleri ise bu tarihsel araştırmaya canlı bir insan manzarası katıyor.
Elinizdeki eser, yalnızca bir ocak ve soy tarihi değil; Horasan’dan Anadolu’ya, tekkeden köye, sözlü hafızadan arşiv belgesine uzanan çok katmanlı bir Alevi Türkmen tarihi çalışmasıdır.
Hubyar Derviş’in yaşamı, yüzyıllar boyunca deyişler, menkıbeler ve kuşaktan kuşağa aktarılan anlatılarla bugüne ulaştı. Peki bu anlatıların ardında nasıl bir tarih yatıyor?
Horasan Erenleri, 13. yüzyılda Moğol istilası nedeniyle Ön Asya’dan Anadolu’ya göç eden; Türk-İslam inancının ve kültürünün yayılmasında, Anadolu’nun Türkleşmesinde önemli rol oynayan mutasavvıflardır. Anadolu’nun manevi mimarları kabul edilen bu erenlerden biri de Hubyar Derviş’tir. Bu kitap, Hubyar Derviş’i ve Hubyar Ocağı’nın geçmişini Osmanlı arşiv belgeleri, ferman ve beratlar, nüfus ve temettuat kayıtları, şecereler, sözlü tarih anlatıları, deyişler ve yer adları üzerinden yeniden değerlendiriyor. Hubyar Derviş’in Horasan Erenleri içindeki yerinden Ali Baba ile ilişkisine, Gürgençukuru’na yerleşmesinden ocağın sonraki yüzyıllarda geçirdiği ayrışmalara kadar pek çok tartışmalı konuya yeni bir okuma getiriyor. Menkıbelerde keramet olarak anlatılan olayların tarihsel karşılıklarını araştırırken inanç hafızasını yok saymıyor; söylence ile belgeyi karşı karşıya getirerek ikisinin birbirini nasıl tamamladığını gösteriyor.
Çalışma, Hubyar Derviş’in ardından Hüseyin Abdal, Hasan Abdal ve Dedeşoğullarının izini sürüyor; Hubyar Tekkesi’nden Dündar Köyü’nün kuruluşuna, ocak ilişkilerinden gündelik yaşama uzanan geniş bir toplumsal hafızayı kayıt altına alıyor. Fotoğraflar, aile anlatıları, deyişler, yerel kelimeler ve unutulmaya yüz tutmuş köy hikâyeleri ise bu tarihsel araştırmaya canlı bir insan manzarası katıyor.
Elinizdeki eser, yalnızca bir ocak ve soy tarihi değil; Horasan’dan Anadolu’ya, tekkeden köye, sözlü hafızadan arşiv belgesine uzanan çok katmanlı bir Alevi Türkmen tarihi çalışmasıdır.
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 390,00 | 390,00 |